Acun ılıcalı özel hayatını Vatan'a anlattı...

Acun ılıcalı özel hayatını Vatan'a anlattı...



31 Mart 2008 08:24

"Aşırı dekolte giyinmesini istemem. Göğüs dekoltesinden hoşlanmam. Özellikle evli bir kadının aşırı dekolte giymesini anlamlı bulmuyorum."

Vatan Gazetesi, Gülşen Yüksel Röportajı : 'Acun’u kadınlardan değil PlayStation’dan kıskanıyorum' Acun Ilıcalı, sadece “Var mısın Yok musun” programını yapmıyor, aynı zamanda yaşıyor Röportaj yapmak için aradığımda, kendimi yarışmaya katılmış gibi hissettim. Hatta hissetmekle kalmadım, bizzat yarıştım. Çocukları ve eşiyle röportaj yapma isteğime, “Hamdi Bey’i vereyim” teklifiyle karşılık verdi. Hiç düşünmeden kabul ettim. Milyonların merak ettiği Hamdi Bey’i ben görecektim. “Teklifine varım” dedim. Ancak kanal yönetimi bu duruma pek sıcak bakmayınca, biz de ilk teklife geri döndük. İyi ki de döndük. Böylece yarışmadan, Acun Ilıcalı’nın güzel ailesini tanımış olarak ayrıldım... Nasıl tanıştınız? Acun Ilıcalı: Bağdat Caddesi’nde kotçu dükkanım vardı. O zaman kot satıyordum. Zeynep annesiyle birlikte kot almak için bizim dükkana geldi. Dükkana girer girmez ona aşık oldum. Hemen annesinin nerede çalıştığını öğrendim. Bağdat Caddesi’nde bir mağazada müdürlük yapıyordu. Ben de o mağazaya gittim. Yaz tatili olduğu için Zeynep de annesinin yanındaydı. İlk görüşte sizi ne etkiledi? A.I: Çok sempatik, çok güler yüzlüydü. Hem güzel hem de neşeliydi. Ama eşim benden ilk görüşte hoşlanmadı. Yüzümde iki parmak sakal, altımda eşofman vardı. İlk gördüğünde beni çok itici bulmuş. Zeynep Ilıcalı: Öyle gerçekten. 17 yaşındaydım. Aramızda 7 yaş var. Acun 24 yaşındaydı. 24 yaş bana göre büyüktü. Acun’a hiç o gözle bakmadım. Zaman geçti, tanıdıkça sevmeye başladım. Zeynep Hanım’ı tavlamak çok zor oldu galiba... A.I: Çok zor oldu. Zeynep’i 8 ay kovaladım. Ama kafama koyduğum her şeyi yaptığım için bunu da başardım. Z.I: Merdivenlere çiçekler dökmüştü. Posta kutuma mektuplar koyuyordu. Her genç kızın hayalinde yok mudur böyle şeyler. Bu olaydan bir sene sonra da birlikte olmaya başladık. Flört döneminiz ne kadar sürdü? A.I: 9 yıl sürdü. 93’te tanıştık. 2003’te evlendik. Neden bu kadar uzun sürdü? A.I.: Ben açıkçası pek evliliğe meyilli değildim. Ama 9 yıl laylaylom geçtikten sonra bir yerden sonra ilişkinin adını koymanız gerekiyor. Bir insanla 9 sene geçiriyorsan artık o saatten sonra evlenmemen için de bir sebep kalmıyor. Evlenme teklifi nasıl geldi? A.I: Çok anormal bir evlilik teklifi yapmadım. 10 senelik bir ilişkinin üzerine komik olurdu. Ben zaten özel günlerde özel kutlamalar yapmaya da karşıyım. Mesela Sevgililer Günü bana biraz zorlama geliyor. Sevgililer Günü’nde Zeynep’e özel bir davranış içine girmem ters geliyor. Alakasız bir çarşamba günü ona çiçek göndermek daha doğal. Zeynep Hanım da sizin gibi mi düşünüyor? A.I: Benim avantajım Zeynep ile 17 yaşında tanışmam, onu genç takımından yani PAF takımından aldım. Kendi ellerimle yetiştirdim. Tanıştığımızda rap müzik sevmiyordu şimdi seviyor. Kıyafetlerini bile değiştirdim. Çok kadınsı giyinmeyi severdi. Ben ona daha rahat giyinmesini söyledim. Daha spor kıyafetler giydirdim. Belki ben olmasaydım çok daha kıskanç biri olacaktı. Onun o tarzını da değiştirdiğini düşünüyorum. En azından uğraşıyorum. Bu konuda eğitim daha bitmedi. Çok kıskanç galiba... Z.I: Ben Aslan burcuyum. Biraz kıskancım. A.I: Zeynep başkalarının gözünde ofsayta düşmek istemez. Benim hiçbir kızla bir şey yapmayacağımı bilir ama bir kızla haberim çıksa çok rahatsız olur. Telefonla sürekli kontrol eder mi? A.I: Zeynep’in şöyle bir özelliği vardır. Arayıp “Karpuz yer misin” diye sorabilir. Beni aradığında sağımda Genel Müdür Saner Ayar, solumda Zeynep Karamehmet... Çok kritik bir toplantıdır. Ben ona “Sonra konuşalım” derim. “Hayır, çabuk söyle manavdayım” der. “Tamam yerim” dediğim zaman “Kaç tane alayım” der. “İki tane al” dersem “Niye dört tane almıyoruz” der. “Dört tane al” derim. “Ben bunları nasıl taşıyacağım” der. Zeynep telefonda soru sormayı çok sever. Kızımız Leyla bu konuda annesine benziyor. Bazen okula ben bırakıyorum. O gün benim için bitiyor. Şimdilerde “neden” diye sormayı öğrendi. Sürekli “Neden baba?” diye sorular soruyor. Parayı bulan erkekler genelde ilk iş olarak eşini değiştiriyor. Bunun sanat dünyasında da örnekleri var. Zeynep Hanım sizin böyle bir korkunuz oldu mu? Z.I: Acun o konularda çok mütevazı. Onun para konusunda bir açlığı yok. Böyle bir şey hiç aklıma gelmedi. A.I: Bu dediğin doğru. Parayı bulanlarda genelde böyle olaylar yaşanıyor. Ama kimsenin özelinde ne yaşadığını bilemeyiz Z.I: Bence bu kıroluk. A.I: Ama bunu benim açımdan soruyorsan bir gün Zeynep ile boşanırsam bunun parayı bulmamla uzaktan yakından bir ilgisi olmaz. O da bir gün “Senden memnun değilim” diyerek terk edebilir beni. Bizim aramızdaki ayrılığın hiçbir noktasında para olmaz. Allah izin verirse ölene kadar beraberiz. Para bizim mutluluğumuzu daha artıracak bir şey değil. En fazla içinde oturduğun binalar daha iyi olabilir. Kadınlardan davetkâr teklifler alıyor musunuz? A.I: Alıyorumdur. (gülüyor) Elim yüzüm düzgün, ağzım da iyi kötü laf yapıyor. Z.I: Elin yüzün düzgün olmasa da ünlü olduğun için kadın milleti hoşlanabilir. A.I: Orada top Zeynep’e geçiyor. Ben kendimi biliyorum. Bu imtihanı Zeynep’in geçmesi lazım. Benden ofsaytlık bir durum olmaz. Zeynep bana olan ilgiyi sindirmeli. Onu da zamanla başarıyor. Arkadaşlarım “Nasıl dayanıyorsun” diyor A.I: Ünlülerle çok samimiyetim yok. Çevremde olan herkesi Zeynep de çok iyi tanır. Erkek muhabetinden çok hoşlanırım. Zeynep bu durumu daha çok kıskanıyor. O da kendisine ayrılamayan vakitle ilgili bir kıskançlık. Z.I: Benim kızlardan yana değil erkeklerden yana derdim var. Acun’un erkek arkadaşlarını kıskanıyorum. Çünkü onlarla PlayStation oynuyor, daha çok vakit geçiriyor. Acun’la birlikte olmak isteyecek milyonlarca kadın olabilir ama önemli olan onun benimle birlikte olmak istemesi. 14 yıldır birliktesiniz. Heyecanı nasıl taze tutuyorsunuz? A.I: Acun Firarda’nın bize bu konuda gerçekten bir katkısı oldu. Acun Firarda’da hep gezdim. Ben yüzde 50 Türkiye’deydim. Bu bizim ilişkimizi hep dinamik tuttu. Araya hep özlem girdi. Bu konuda şu anda biraz şanssısız. Her dakika beraberiz. Arada benim bir yurt dışına gitmem gerekebilir. Rutine gelemiyorum. Ruhum daralıyor. Evlilik içinde de bir şekilde bir değişiklik içindeyiz. Gece 12’de evden çıkarım mesela. Okan Buruk ile Emre ile PlayStation oynarız. Bir yere gitmesem bile o hafta kendime öyle aktiviteler koyarım ki Zeynep ile araya özlem sokarım. Z.I: Biz dipdibe bir evlilik yaşamıyoruz. Sürekli yurt dışındasınız ve yanınızda birbirinden güzel kızlar. Kıskançlık yüzünden kavga ediyor muydunuz? Z.I: Herkes bana “Nasıl dayanıyorsun?” diye soruyordu. Acun’un daha önceden de bir televizyon geçmişi olduğu için sonuçta o işi televizyon için yaptığını biliyordum. Bir de güveniyordum. A.I: Ama iki üç kere kıskançlık yaptın. Bir kere Güney Afrika’da bir kızı havuza attım. “Bu fazla olmuyor mu” dedi. Kız havuzdan çıkıp sempatik bir şekilde Acun deyince Zeynep bu duruma “Yuh artık” dedi. Onun dışında benimle üç dört seyahate geliyordu. Hatta bana kız gösterirdi. “Şu kızla röportaj yap” diye. Z.I: Benim mantıksız kıskançlıklarım yok. Evlenmeden önce çapkın bir erkek miydin? A.I: Hiç değildim. Hatta eşim Zeynep MSN’ime girip benim bir kadınla yazıştığımı görünce onun bana ilgisi olabileceğini düşünüyor. O kız onun en şüphelenebileceği isimlerden biri. Yazışma sırasında en ufak bir şey olmadığını görüyor. Bu olayın beni 10 sene beraat ettirmesi gerekiyor. Z.I: Bana her şeyi ispat ettiği için ona ekstradan şüpheyle bakmıyorum. A.I: Evcil bir insanım. Evimde çocuklarımla karımla olmak bana çok zevk verir. Onun dışında bir aktivite yapıyorsam yine arkadaşımın evinde olur. Geceleri beni dışarıda çok zor görürsünüz. Acun Ilıcalı nasıl bir baba? A.I: Çocuğuna bağımlı yaşayan bir baba değilim. Komik bir babayım. Benim bir de 18 yaşında kızım var, Banu. Onunla arkadaş gibiyim. Zor bir erkek mi Acun? Z.I: Çok neşeli ama zordur. Maço mu? Z. I: Yeri geldiğinde evet. A. I: Aşırı dekolte giyinmesini istemem. Göğüs dekoltesinden hoşlanmam. Özellikle evli bir kadının aşırı dekolte giymesini anlamlı bulmuyorum. Kadın bana bunu açıklamalı. “Ben dekolte giyiniyorum ama...” deyip devamını doldurmalı. “Dekolte giyiniyorum çünkü bana yakışıyor” diyemez mi? A.I: Bu çok samimi bir cevap değil. Dekoltenin cinsellik çağrıştırdığı bir gerçek. On erkeği çağıralım, onu da “Ben bu kıyafetten etkilenirim” diyorsa durup düşünmek lazım. İnsan beraber olduğu kişiye erkekler tarafından o gözle bakılmasını istemez. Bu çok rahatsız edici bir durum. Kimseyi yargılamıyorum. Bunu kendi eşim açısından söylüyorum. Eşimin dekolte giymesini istemem. Z.I: Ben de yanımdaki erkeğin göğüs dekolteme müdahale etmemesinden rahatsızlık duyarım açıkçası. Bence erkeğin birlikte olduğu kadını diğer erkeklerden kıskanması gerekir. Evli kadınların çalışmasına da karşısınız... A.I: Ben kadınların ağır işlerde çalışmasına karşıyım. Bunu söyledikten sonra çevremdeki kadın çalışma arkadaşlarım “Keşke çalışmasak” dediler. Evlat yetiştirmek dünyanın en zor işi. Zeynep çocuklarımla ilgilenerek zaten çalışıyor. Z.I: Ben çalışıyorum. Ama kendi işimizde. İstediğim zaman çocuklarımla vakit geçiriyorum. A.I: Aşırı yoğun iş hayatı kadınları masumiyetten uzaklaştırıyor. İşkolik kadınlar değişiyor. Ben kadınların kadınlığını, anneliğini yaşayıp mutlu olmasını istiyorum. Televizyon kanallarından çok büyük teklifler alıyorsun... Şu anda çalıştığım kanalda mutluyum. Başka bir kanala gidip üç-beş katı kazanabilirim. Ama o zaman mutlu olabilir miyim bilmiyorum. 13 yıldır aynı kanaldayım. Bu mutluluğu bozma sebebim para olamaz. Çok astronomik rakamlar teklif edildiğini duydum... Kekeleyeceğim derecede rakamlar duydum. Hatta bana teklif edilen rakamı duyduğumda resmen kekeledim. Ne kadar? Rakam telafuz etmem. Çünkü az yazıyorlar moralim bozuluyor. (gülüyor) Playstation partileriniz çok meşhur. Erkek arkadaşlarınızla birlikte sabahlara kadar süren bu partilerden eşiniz rahatsız olmuyor mu? A.I: Zeynep ile akşam yemek yiyorum. Gece 12 gibi Playstation için evden çıkıyorum. Okan da Nihan’ı uyutuyor. Telefon açıyor “Uyudu geliyorum” diye. Herkes eşini uyuttuktan, son kontrolleri yaptıktan sonra buluşuyoruz. Ama aynı yatakta çok fazla uyumuyorsunuz? A.I: Turnuva sabah 5-6 gibi bitiyor. Yani sonuç olarak eve gittiğim zaman Zeynep benimle aynı yatakta uyanmış oluyor. Sistemde hiçbir problem yok. Bu haftada iki gün oluyor. Z.I: Eğer yenememişse bu süre çok daha uzun oluyor. O yüzden Acun’un arkadaşlarına çok kızıyorum “Yenilin de eve gelsin” diye. Geçen gün arkadaşı Ekrem, Acun’u yendi. Ekrem’e “Ne olursun yenil” dedim. A.I: Ekrem yendi kısmı sakın bu röportajda çıkmasın. Dün 5 kere berabere kaldık. “Yendi”diye çıkmasın, son bir kez daha ikaz ediyorum!.. Playstation’da Okan Buruk nasıl? A.I: Okan en hırslılardan biri. Ama yetenekleri sınırlı, beceremiyor. Bu alemin en sıfırı Gökhan Şükür’dür. Gökhan Şükür iki pas yapamaz. Emre Belözoğlu çok iyidir. Benden daha çok galibiyeti vardır. Yüzde 60 o kazanıyorsa yüzde 40 ben kazanırım. 69163

*

Paylaş


EN ÇOK OKUNAN HABERLER
Bugün Bu Hafta Bu Ay

TİRAJLAR
10 Kasım 2014 - 16 Kasım 2014

zaman 924.018
posta 399.725
hurriyet 355.460
sozcu 344.972
sabah 305.714
haberturk 186.425
pas-fotomac 178.561
turkiye 163.655
milliyet 160.997
fanatik 147.181

ANKET
İnternet medyasının yeni yasa ile zapturapt altına almasını doğru buluyor musunuz ?
Evet
Hayır

Haber3 Yayın Grubu © 2001-2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Medyakafe.com harici linklerin sorumluluğunu almaz.


Yazılım & Teknik Destek: Haber3 Yayın Grubu

Gizlilik İlkeleri ve Kullanım Şartları | Künye | Site Haritası | RSS